Boyle kosa kosa ev bakmaya gittigime bakma. Aslinda gayet endiseliyim. Tanimadigin birinin evine gidiyorum. Basima ne gelecek belli degil. Ama yapacak baska bir sey yoktu. Bende is cikisi olabilecek herseyi goze alarak yola ciktim.
Gorusecegim kisinin adi Albert. Sadece adini ve telefon numarasini biliyorum. Gonderdigi maillerden onun da biraz endiseli oldugu anlasiliyor. Zaten ev adresini de vermedi. Saat 19’da Victoria Garden'daki bir kafede bulusucagiz. Oradan da, kanimiz isinirsa, evini gormeye gidecegiz. Victoria Garden isyerinin kuzeyinde kaliyor. Ontario Mills’in onunden gecen otobuse binip 15-20 dakikada ulasmayi planliyorum.
Ontario Mills’e vardigimda gecen gun yaptigim hatanin nedenini anladim. Ayni duraktan hem kuzey hem de guney yonune giden otobusler geciyor. Kuzeye giden otobus biraz daha gec saatte. Albert'e gec kalacagimi, saat 7 bucuk gibi orada olacagimi belirten bir mesaj attim. Biraz bekledim. Binmem gereken otobus geldi ve 15 dakikalik bir yolculuktan sonra Victoria Garden duraginda indim. Etrafta bulusacagimiz kafeyi aramaya basladim. Ama yok! Birisine sordum. Oyle biryer bilmiyor. Neyse sonunda biri nerede oldugunu soyledi. Biraz daha ileride ki binalarin toplandigi yere dogru yurumeye basladim. Sonunda gercek Victoria Garden'i buldum. Burasi acik hava alisveris merkezi. Hemen hemen her markanin magazasi var. Insanlar dolasiyorlar. Ontario'ya geldigimden beri ilk kez bu kadar insani bir arada goruyorum. Medeniyet buradaymis megersem. Magazalar arasinda bulusacagimiz kafeyi aramaya basladim. Sonunda buldum ve iceri daldim.
Albert'i gorunce taniyabilmek icin, mailinde, gozluklu ve kisa boylu bir meksikali oldugunu belirtmisti. Bu ozelliklere sahip birini aradi gozlerim. Boyle biri yoktu iceride. Telefona baktim. Ben burayi bulana kadar saat 8 olmus. Albert'de "Hala yolda misin?" diye mesaj atmis. Ikinci mesajinda ise artik ayrildigini yazmis. Bende hemen, burayi bulmakta zorlandigimi ve eger buralardaysa geri donup donemeyecegini soran bir kisa mesaj yolladim. Hemen cevap geldi. Mesajinda yeni ayrildigini ve kisa bir surede burada olacagi yaziyordu. Neyseki geri donuyordu. Kafenin disina cikip beklemeye basladim. 5 dakika sonra malinde anlattigi kisa boylu, gozluku meksikali karsimdaydi.
Tanistik. Bir banka oturup konusmaya basladik. Ben durumu anlattim. Cok sasirdi. Pasaportumu, calisma belgemi gosterdim. Belgelerime dayanarak konusuyorum. Daha once Amerika'ya gelip gelmedigimi sordu. Parasal durumum hakkinda sorular sordu. Aslinda sorularinin "evcil hayvanin var mi?", "eve arkadaslarin gelir mi?" seklinde oldugunu soyledi. Bu sorular benim icin son derece anlamsiz kaliyordu tabiki. Ben fazla soru sormadim. Nerede calistigini ve evde kimlerin kaldigini sordum. Amerika posta sirketinde calisiyormus. Evde de Maria Anna ile birlikte kaliyorlarmis. Birde Maria Anna'nin sirin bir kopegi varmis. Biraz daha konustuktan sonra evi gormek isteyip istemedigimi sordu. Ilk mulakatimiz basarili olmustu. "Tabiki isterim" dedim. Eve dogru yola ciktik.
Otoparktan arabayi aldik. Havada kararmisti. Bir yandan da buradan nasil donecegimi dusunuyorum. Victoria Garden'dan ciktik caddede cok az ilerledik ve eve geldik. Maria Anna ve minik kopegimizle tanistim. Her minik kopek gibi adini tahmin etmek zor degil. Iste seceneklerin:
a) Herkul
b) Bidik
c) Rambo
d) Minnos
Cevabi bir sonraki yazida tabiki.
Ev yazlik evler tadinda. Iki katli. Alt katta, giriste, bos bir oda var. Hemen karsisinda tuvalet/banyo. Mutfak, oturma odasi ve camasir odasi yine ilk katta. Ikinci katta oda dolu. Dort oda var hatirladigim. Evde iki tane bos oda var, kiralanmak uzere. Biri alt kattaki digeri ust katta. Alt kattakinin yari ozel banyosu/tuvaleti (misafir geldiginde bu tuvaleti kullaniyor) oldugu icin 600 dolar. Ust kattaki 550 dolar. Benim icin hem alt katta oldugundan hemde banyosu ozel oldugu icin 600 dolarlik oda uygun geldi ama o anda hangisini sectigimi soylemedim. Bu arada bu fiyata TEDAS, IGDAS, ISKI, Turk Telekom dahil.
Ben evi begendigimi, burada yasayabilecegimi soyledim. Albert'de, aksam Maria Anna ile konusacaklarini ve bana bu gece mail atacagini soyledi. Ama ben, artik bir oda sahibi oldugumu biliyordum.
Otele nasil donecegimi sordu Albert. Ben de otobusle donecegimi soyledim. "Ben birakayim" dedi. "Hic gerek yok." dedim, "Duragi gostermen yeterli." diye ekledim. Herhalde kaybolma ihtimalimden endiselenmis olacak ki israr etti. Yeniden arabaya atladik. Yolda biraz daha konustuk. Neler dinledigimizden, neler yedigimizden, neler ictigimizden. Ontario Mills'in cevresine geldigimizde ben yine inmek istedim. Cunku buradan sonra artik kendim yolu bulabilirim. Beni duraga yakin bir noktada birakti ve ayrildik.
Otel odama geri dondum. Su ucretsiz kahvenin keyfini cikardim, televizyon izledim. Saat 12 gibi bekledigim mail de geldi. Mailde, evlerine tasinmamdan mutluluk duyacaklari yaziyordu. Bende tesekkur edip yarin saat 1 gibi gelecegimi soyledim.
Yarin buraya geleli tam bir hafta olacak. Buraya gelmeden once ve geldikten sonra yasadigim ev bulma stresi daha fazla sorun olmadan tamamlanmis oldu. Bu gece otelde son gecem. Yarin yeni odamda uyuyacagim.