Bugunlerde Ingilizce calismalarina agirlik verdim. Ozel ders alma niyetindeydim. Ancak bize ingilizce ogretecek birini bulmak oldukca zor oldu. Yakinlarda pek kimseler yok. Uzaktan gelebilecek olanlar ise fazladan yol parasi talep ediyorlar. Ama birisiyle sonunda anlastik ve 2 kisi (Allaini ve ben) 35$ karsiliginda derslerimize basladik.
Ilk dersimiz icin sali gunu Allaini ile birlikte Starbucks’a gittik. Iceride bir yere oturduk ve ogretmenimizin gelmesini bekledik. Bu arada ogretmenimizin adi Megan. Megan “Geldiniz mi? Geldiyseniz iceri geliyorum.” seklinde bir mesaj atti. Bende icerde oturdugumuzu ve bekledigimizi cevap olarak yazdim ve yolladim. Bu arada camin hemen disinda 2 kiz oturuyordu. Ben mesaji atar atmaz kizlardan birine mesaj geldi. Boylelikle ogretmenimizi bulduk.
Yanlarina gittik. Ben dedim “Megan’a bakmistik.” Kizlar birbirine bakip biz degiliz seklinde bir tavir takininca ufak bir karisiklik oldugunu anladik. Ozur dileyip yanlarindan ayrildik.
Kapinin onune ciktik ki bu arada da ozel ve guzel ogretmenimiz bize dogru geliyordu. Boylelikle birbirimize kavustuk ve dersimize basladik. Dersler yararli olacak gibi. Artik her sali ve persembe burdayiz.
Ramazanda geldi. Isyerinde oldukca fazla Musluman calisan var. Cogu Afganistan ve Pakistan’dan gelmis. Benimde Turkiye’den geldigimi ogrenince bol bol dini sohbetler yapiliyor. Ingilizce konusmalarin arasina “Masallah” lar “Insallah” lar giriyor. Yakinlarda bir cami varmis. Her cuma oglen gidiliyormus. Benide davet ettiler. Gelmek istersem Osman’a soylememin yeterli oldugunu anlatilar. Ben Osman’i tanimadigimi, gitmeyecegimi bildigim halde, arasira katilabilecegimi soyledim. Bu arada caminin adinin “Rancho Cucamonga Camii” olmasi endisesiyle cami hakkinda daha fazla soru sormadim.
Aksamustu zepzenci bir adam odama geldi. Bizim katta calismasina ragmen fazla gormemistim. Tanistik. Turkiye’den geldimi soyledim. Musluman olup olmadigimi, oruc tutup tutmadigimi sordu. “Selamin aleykum” dedi. “Aleykum selam” dedim. O da cumalari camiye gittiklerini anlatti. Istersem katilabilecegimi soyledi. Ben tesekkur ettim. Boylelikle Osman’la da tanismis olduk.
Pazartesi ve sali gunu bende orucluydum. Imsakiye bulmak biraz problem oldu. Diyanet Isleri’nde buldugum imsakiye Los Angeles’a gore duzenlenmis. LA Turks’un sayfasinda buldugum imsakiye her ne kadar “Imsakiyemiz Temkinlidir. Ihtiyaten ‘Imsak Vakti’ one alinmis, namaz vakitleri de birkaç dakika geciktirilmistir. Sabah namazi için ‘Imsak Vaktine’ 20 dakika ilave ediniz.” desede bana pek guven vermedi. Birde buradaki arkadaslar Turkiye’ye gore bir gun sonra oruc tutmaya basladilar. O kismi da anlamadim. Sali gunu uzun bir oruc oldu benim icin. Dersten sonra, gozlerimizi kapatim Sultanahmet’te oldugumuzu dusunerek, Cin yemegiyle orucumuzu actik.
Dun ev ve is arkadasim Oleg bir ara depoya gitmis. Yanina bi cocuk yanasmis ve Oleg’i ben sanarak, “Ben Turkce biliyorum.” demis. Oleg’de Turkce bilmedigini ama cok iyi Turkce bilen bir arkadasi oldugunu soylemis. Bu esrarengiz arkadas ile bugun oglen yemekte tanistik. Adini hatirlamiyorum ama Irak’ta dogmus. 4 yil Istanbul’da calismis. Biraz Istanbul’dan konustuk. Turkcesi cok iyi degil ama yinede arasira gorusulebilir.