27 Ağustos, 2009

Osman

Bugunlerde Ingilizce calismalarina agirlik verdim. Ozel ders alma niyetindeydim. Ancak bize ingilizce ogretecek birini bulmak oldukca zor oldu. Yakinlarda pek kimseler yok. Uzaktan gelebilecek olanlar ise fazladan yol parasi talep ediyorlar. Ama birisiyle sonunda anlastik ve 2 kisi (Allaini ve ben) 35$ karsiliginda derslerimize basladik.

Ilk dersimiz icin sali gunu Allaini ile birlikte Starbucks’a gittik. Iceride bir yere oturduk ve ogretmenimizin gelmesini bekledik. Bu arada ogretmenimizin adi Megan. Megan “Geldiniz mi? Geldiyseniz iceri geliyorum.” seklinde bir mesaj atti. Bende icerde oturdugumuzu ve bekledigimizi cevap olarak yazdim ve yolladim. Bu arada camin hemen disinda 2 kiz oturuyordu. Ben mesaji atar atmaz kizlardan birine mesaj geldi. Boylelikle ogretmenimizi bulduk.

Yanlarina gittik. Ben dedim “Megan’a bakmistik.” Kizlar birbirine bakip biz degiliz seklinde bir tavir takininca ufak bir karisiklik oldugunu anladik. Ozur dileyip yanlarindan ayrildik.

Kapinin onune ciktik ki bu arada da ozel ve guzel ogretmenimiz bize dogru geliyordu. Boylelikle birbirimize kavustuk ve dersimize basladik. Dersler yararli olacak gibi. Artik her sali ve persembe burdayiz.

Ramazanda geldi. Isyerinde oldukca fazla Musluman calisan var. Cogu Afganistan ve Pakistan’dan gelmis. Benimde Turkiye’den geldigimi ogrenince bol bol dini sohbetler yapiliyor. Ingilizce konusmalarin arasina “Masallah” lar “Insallah” lar giriyor. Yakinlarda bir cami varmis.  Her cuma oglen gidiliyormus. Benide davet ettiler. Gelmek istersem Osman’a soylememin yeterli oldugunu anlatilar. Ben Osman’i tanimadigimi, gitmeyecegimi bildigim halde, arasira katilabilecegimi soyledim. Bu arada caminin adinin “Rancho Cucamonga Camii” olmasi endisesiyle cami hakkinda daha fazla soru sormadim.

Aksamustu zepzenci bir adam odama geldi. Bizim katta calismasina ragmen fazla gormemistim. Tanistik. Turkiye’den geldimi soyledim. Musluman olup olmadigimi, oruc tutup tutmadigimi sordu. “Selamin aleykum” dedi. “Aleykum selam” dedim. O da cumalari camiye gittiklerini anlatti. Istersem katilabilecegimi soyledi. Ben tesekkur ettim. Boylelikle Osman’la da tanismis olduk.

Pazartesi ve sali gunu bende orucluydum. Imsakiye bulmak biraz problem oldu. Diyanet Isleri’nde buldugum imsakiye Los Angeles’a gore duzenlenmis.  LA Turks’un sayfasinda buldugum imsakiye her ne kadar “Imsakiyemiz Temkinlidir. Ihtiyaten ‘Imsak Vakti’ one alinmis, namaz vakitleri de birkaç dakika geciktirilmistir. Sabah namazi için ‘Imsak Vaktine’ 20 dakika ilave ediniz.” desede bana pek guven vermedi. Birde buradaki arkadaslar Turkiye’ye gore bir gun sonra oruc tutmaya basladilar. O kismi da anlamadim. Sali gunu uzun bir oruc oldu benim icin. Dersten sonra, gozlerimizi kapatim Sultanahmet’te oldugumuzu dusunerek, Cin yemegiyle orucumuzu actik.

Dun ev ve is arkadasim Oleg bir ara depoya gitmis. Yanina bi cocuk yanasmis ve Oleg’i ben sanarak, “Ben Turkce biliyorum.” demis. Oleg’de Turkce bilmedigini ama cok iyi Turkce bilen bir arkadasi oldugunu soylemis. Bu esrarengiz arkadas ile bugun oglen yemekte tanistik. Adini hatirlamiyorum ama Irak’ta dogmus. 4 yil Istanbul’da calismis. Biraz Istanbul’dan konustuk. Turkcesi cok iyi degil ama yinede arasira gorusulebilir.

11 Ağustos, 2009

Plaj Manzaralari

Buraya aslinda ucuncu gelisim. Ancak simdi anlatma firsati buluyorum. Onceki plaj gunleri bugunkunden pek farkli olmadigi icin pekte birsey kacirmis sayilmazsin aslinda.

Gectigimiz pazar sabahi bes bucukta uyandim. Albert ile beraber arabanin kasasini yiyecek, icecek, yakacak ve oynayacaklarla doldurup yola ciktik. Bu arada Albert aksamdan, usenmeyip, kekler, salatalar, kokteyler hazirladi. Bende envai cesit Pringles ile  katiliyorum. Daha ne olsun.

Sabahin bu saatinde yola cikmamizin sebebi plajda istedigimiz yeri kapmak. Gecen sefer 7’de yola cikmamiza ragmen basarili olamamistik. Bu sefer 6’da yola ciktik ve umarim basaracagiz. Yoksa 5’de yola cikmak istemiyorum.

Yol yaklasik 1 saat suruyor. Parali otobandan hizlica gidiyorsun. Bu saatte yollar bos ama aslinda gectigimiz yollar genelde trafigin yogun oldugu yerler. Begendigim bir uygulamayi da anlatayim da yolda canin sıkılmasın. Otobanlar genelde 4’er seritli. En soldaki serit “Car Pool” adi verilen bir uygulamada kullaniyor. Buna gore, bu seritten gidebilmen icin arabada en az 2 kisi olman gerekiyor. Bu da burada alkisladigimiz uygulamalardan oluveriyor.

Plaja vardik. Kimseler yerimizi kapmamis. Esyalarimizi yerlestirdik. Cadirimizi kurduk. Hava sabahtan bulutlu ama oglen gibi aciyor. Diger arkadaslarimizin gelmesine daha cok var. Ben de kisa bir yuruyus yaptim. Ardindan yarim kalan uykuma devam ettim.


View Larger Map

Herhalde 1 saat kadar uyumusumdur. Uyandigimda daha kimseler gelmemisti. Plajda yavas yavas doluyordu. Arkadaslarin gelmesini beklerken sana biraz cevreden bahsedeyim. Burasi Aliso Plaji. Los Angeles’in biraz guneyinde kaliyor. Diger plajlardan iyi midir kotu mudur bilmiyorum ama her defasinda buraya geliyoruz. Uzun bir sahili var. Bazi yerlerde barbeku yapabilmen icin yerler hazirlamislar. Buralarda birseyler pisirebiliyorsun. Biz genelde barbeku yapmiyoruz ama gece ates yakmak guzel oluyor. Okyanus her zamanki gibi dalgali ve soguk. Dalgali derken oyle bildigin gemi dalgasi degil. Oldukca guclu ve onunde ayakta durman imkansiz. Bizim bulundugumuz yerin onunden suya girmek yasak. Bu alan sorf yapan genclere ayrilmis. Bizde, yuzmek icin,  biraz guneye yuruyup “diger plaj” a geciyoruz. “Diger plaj” daha tenha ve temiz bir plaj. Ayni zamanda eş cinsellerin plaji. Gencler elele kolkola yuruyorlar. Biz beklerken guzel bikinili Amerikali kizlar, plajlarimizda gormek istemedigimiz manzaralar. “Cok normal” moduna kendimi uyarlayip kabulleniyorum. 

Aliso Plaji

Aliso Plaji

Plajda Barbeku

Arkadaslar da geldi zaten. Hos besten sonra ben Mary Anna’nin abisiyle cift kale mac yaptim. Biraz dalgalarla oynadim. Bundan sonrasi biraz sıkıcı. Surekli Ingilizce konusmak cok yorucu benim icin. Arkadaslarda son surat konusuyorlar ve bir yerden sonra ben artik hic birsey anlamaz hale geliyorum. Bu durum ogleden sonra Oleg gelinceye kadar devam etti. Oleg ile korler sagirlar birbirini agirlar seklindeki diyaloglarimiz eglenceli oluyor. Turkiye’ye yakin bir yerden (Ukrayna) geldigi icin bizi iyi taniyor ve o yuzden ortak noktalarimiz biraz daha fazla gibi.

Cadirimiz. Etraf biraz dagilmis.

Aksamustu hep beraber “diger plaja” yuzmeye gittik. Su soguk ancak girilemeyecek kadar kotu degil. Biraz acilmak icin oncelikle dalgalarla bogusman gerekiyor. Bu arada benim genc kizlarimiza tavsiyem, ki bu tavsiyeyi pek veresim yok, dalgalara dayanikli bir bikini ile yola cikmalari. Cunku bu dalgalarda bikininin ne alti kaliyor ne ustu!

Okyanus oldukca derin. Dipte ne var ne yok belli degil. Discovery kanilinda “kopek baligi haftasi” nedeniyle butun hafta boyu kopek baligi korkusuyla dolmusum. Endiseyle yuzuyorum.

DSC04340

Gunes batiyor.

Kampimiza geri donuyoruz. Gunes’te batmak uzere. Bu guzel manzarayi seyrediyoruz. Gunes battiktan sonra odunlarimizi atese veriyoruz. Cevresinde oturup sohbet ediyoruz. Icimizden “Akdeniz Aksamlari” ni soyluyoruz.

Saat 10 gibi yavas yavas toplanip eve dogru yola cikiyoruz. Bir plaj gunu daha boylelikle son buluyor.

DSC04725

Ilgisiz not:

Cumartesi sabahi maas ceklerimizi yatirmak uzere Allaini ve Oleg ile beraber bankaya gittik. Maas cekini bende anlamis degilim ama burada maaslar cek ile odeniyor. Biri gelip 2 haftada bir cekini veriyor. Ama cekilecek dert degil. Cunku her seferinde bankaya gidip, ATM’ye yatirman gerekiyor. ATM cekini bir guzel kabul ediyor. Tariyor, hesaba aktariyor. “Aferin” deyip seviniyorsun. 

Oglen yine ucumuz atladik otobuse bilgisayar almak uzere Best Buy’a gittik. Uzun ugraslar sonucu istedigimiz bilgisayari bulduk ama kasada hicbirimizin hesabinda yeterli paranin olmadigini ogrendik. Kisacasi yatirdigimiz parayi kullanamadik. Bugun gunlerden sali ve hala paramizi kullanamiyoruz. Buradan sevgili Bank of America yetkililerine seslenmek istiyorum, hem de Turkce! Paramizi hesabimiza gecirin, bilgisayar alamiyoruz!