02 Aralık, 2009

Kiymali Yumurta

Gecen hafta yoneticimin yoklugundan midir, yoksa “Sukran Gunu” haftasi olmasindan midir bilemiyorum ama, pek yogun gecmedi. Butun hafta gelen onemli mail sayisi, tek elin parmaklarini gecmez. Zaten bu isyeri nasil yuruyor, kimse calismadan, cozmus degilim. Tum Amerikan sirketleri bu sekilde mi isliyor bilemiyorum tabi. Sanmiyorumda. Bu hafta basinda Randy, yillik iznini basariyla tamamlayip isinin basina dondu. Bende gecen haftadan beri surdurdugum yeni web sayfasi calismalarina devam ediyorum.

Gecen hafta demisken, kisaca, persembe gunku sukran gunumuzden bahsedeyim. Albert ailesiyle kutlamak uzere o sabah evden ayrildi. Maryanna’nin ailesi ise bize gelecek. Oldukca kalabaliklar; annesi, babasi, kardesi, kuzeni, esleri, coluk cocuk, hisim akraba… Oglenden basladi tum hazirliklar. Hindimiz yok ne yazik ki. Herkes birseyler pisirmis. Bu arada bahcede barbeku yapiliyor. Cok guzel bir hava var. Yaklasik 28-30 dereceydi sanirim. Ben de kisir yaptim. Pek icime sinmedi. Yenemeyecek kadar kotu degildi aslinda ama piyasaya cikarmadim hic. Hatta, gecen aksam Maryanna’nin annesi mesaj atti, dedi, “senin kisiri da yiyemedik, sahi noldu kisir?”. Yeniden yapacagiz artik, talep cok. Herkes acik bufe gibi ayakustu birseyler yedi, icti. Aksamustu bahcede geleneksel bir satranc turnuvasi duzenlendi. Tavla pek yaygin degil. Hatta bolge bolge bilinmemekte. Ben bir maci kazanip finallere kaldim. Finalde de Maryanna’nin babasiyla berabere kaldik. Saat 11 gibi herkesler gitti. Guzel, keyifli bir gun oldu. Ertesi gun de kurban bayramiydi. O yuzden, benim acimdan da, bu Sukran Gunu bir bayram havasinda gecti. “Keske hergun sukran gunu olsa” dedirtti. Dualarim kisa surede kabul de oldu. Bu hafta sonu Sukran Gunu versiyon 2.0 duzenliyoruz. Bu kez sadece arkadaslarin katilacagi bir Sukran Gunu olacak. Kod adi; “Matesgiving”. Herkese posta yoluyla davetiye yollandi. Hatta Albert, bu saatte, hala, garaji temizlemekle mesgul. Hindi de var.

Bugun is cikisi alisveris merkezine gittim tek basima. Rahat rahat 3 saat dolastim. Kimsenin modelini veya rengini begenmediginden almadigi tum kiyafetler Marshalls adli dukkanda satilmakta. Her unlu markanin urunu var. Hatta bugun Mavi Jeans bile gordum. Burada 2-3 pantalon denedim. Olmadi. Zaten Marshalls’da bir kiyafet begenip aldigim gun etkinlikler duzenlemeyi dusunuyorum. Neyse oradan ciktim. 1-2 yere daha ugradim. Levis’dan tek denemede istedigim gibi bir pantalon aldim. Hem de 35 dolara. Hemen karsisinda GAP var. Orada oluyor bazen guzel seyler. Hic bir zaman da etikette yazani odemiyorsun. Krem rengi bir kazak aldim. 20 dolar yaziyordu etikette. Kasada 10 dolara anlastik. Kulkedisi gibi, son otobuse yetismek icin, kosturarak duraga gittim.

Eve vardim. Yemek yememisim bu saate kadar. Biraz kiyma var, uzatmalari oynayan. Zaten gecen hafta, Safak’in gazina gelip, lahmacun yapmak uzere aldigim kiymanin tamamini atmak zorunda kalmisim. Bunu da kaybetmek istemiyorum. Nasil bir sey yapsam diye dusunuyorum. En son karniyarikla kiymali yumurta arasinda kaldim ve kiymali yumurta da karar kildim. Yillardir yememistim. Sevip sevmedigimi bile hatirlamiyorum. Kiymayi kavurdugum sirada, Allaini iki de bir de yanima gelip “ne kokuyor boyle”, “yeme bunu”, “cok kotu kokuyor” gibi sevgi gosterilerinde bulundu yemegime karsi. Hakkaten de bir garip kokuyor buradaki kiymalar. Tadi da baska rengi de baska. “Baska turlu birsey” di benim istedigim. Bulduk sanirim, neyse. Sadece yumurtali kisimlarini yedim. Kiymali yumurtayi da sevmiyormusum bu arada. Sevmedigimi unutuncaya kadar yemegi dusunmuyorum.

Yemekten sonra TV izleyim dedim. Gelmeden once takip ettigim diziler vardi zaten de burada begendigim, aman kacirmayim dedigim yeni bir programa henuz denk gelmedik. Zaten birsey izlenecek gibi degil. 10 dakika program, ardindan reklam. O kadar reklam girdikten sonra zaten ne izledigini unutuyorsun. Birde her kanalda bir yetenek yarismasi soz konusu. Modellikten, yemek yapmaya kadar ne ararsan var. Birinde 10-15 tane obez insani kampa almislar. Ne yiyecek veriyorlar ne su. Ustune ustluk onca spor. Bu geceki bolumde maratona katilmislar. Kanali degistirdigimde olmek uzerelerdi, sonra ne oldu bilmiyorum. Amacta en fazla kiloyu kim kaybedecek. Ama programin adini seviyorum: “Biggest Loser”.

Hiç yorum yok: