31 Temmuz, 2009

Isyerinde Bir Gunum

Ikinci aya hizla yaklasirken isyerinde bir duzen sagladim gibi. Haftanin bes gunu, hemen hemen, simdi anlatacagim gibi geciyor.

Sabahlari 8’i 10 gece evden ayriliyoruz. Bunun icin uygun bir saatte, 7 bucuk ile 8’i 5 gece arasi, uyaniyorum. Ev arkadaslarim ki ayni zamanda is arkadaslarim Allaini ve Oleg ile yola koyuluyoruz. 20 dakikalik bir otobus yolculugundan sonra Ontario Mills’in onune variyoruz. Ise ulasmak icin bundan sonrasini yurumemiz gerekiyor. 15-20 dakikalik bir yuruyusten sonra ise ulasiyoruz. Saatte tam 9’u gosteriyor.

Daha once belki biraz bahsettim ama yeniden anlatayim. Isyeri iki kisimdan olusuyor. Ilk bolum depo. Bu bolum oldukca yuksek ve genis. Tum siparisler ve magazalara gonderilecek urunler burada hazirlaniyor.

Depoya sizip cektigim fotograf.

Ikinci bolum ise iki katli ve calisma ofislerinin bulundugu bir bolum. Benim ofisim ikinci katta. Tek kisilik sade bir oda. Zaman icinde zenginlestirmek guzel olabilir.

Calisma masam ve icinde disko barindiran bilgisayarim.

Bu odada tek basima oturdugum icin pek konusma firsatim olmuyor. Is toplantilarinin disinda arasira diger ekip arkadasim, kapi komsum James gelip bir iki sohbet ediyor. Arasira ben ona gidiyorum. Etrafta cok gurultu yok. Sadece depodan gelen Ispanyolca muzik sesi var. Bende butun gun kulaklikla muzik dinledigim icin onu pek dert etmiyorum. Kisacasi, yazilim gelistirmek icin uygun bir ortam diyebiliriz.

Kapim herkese acik.

Proje muduru programlama uzerine calismiyor. Daha cok icerigi ve gorunumu yonetiyor. Genelde isleri diger ekip arkadasim Rez’den aliyorum. Rez’in ozellikle SQL Server bilgisi iyi. Ancak diger yandan, calismalarimiz sirasinda cok temel konulari arastirmaya kalkmasi ve kodlari notepad’de yazmasi beni endiselendiriyor. Bir sekilde arayol bulup calisiyoruz.

Oglenleri, Allaini ve Oleg ile yemege cikiyoruz. Oglen yemegi burada tam bir problem. Alternatifler arasinda evde hazirladigin sandvic, marketten aldigin dondurulmus yemek veya yakinlardaki 1-2 fast-food restauranti var. Genelde sandvic ile gecistiriyoruz. Dondurulmus yemek alirsan mutfaktaki mikrodalga firinda isitabiliyorsun. Mutfak buyuk ve 5-10 kadar mikrodalga firin var. Aslinda, istersen oturup yemekte yapabilirsin. Bunun icin gerekli her arac var. Ama tabi bu sirada gozunu kapatman ve nefes almaman gerekiyor. 

Ogleden sonra calismaya devam ediyorum. Saat 6’da mesai bitiyor. Ama bizim otobusumuz daha gec oldugu icin 6 bucuk gibi isten ayriliyoruz. Ekmek kirintilarini takip ederek evimize ulasiyoruz.

22 Temmuz, 2009

Las Vegas’da Bir Haftasonu

Buraya ilk geldigim gunlerde planladigimiz Las Vegas tatilini gectigimiz hafta sonu gerceklestirdik. 8 kisilik buyuk bir araba kiraladik, otellerimizi ayarladik ve cuma aksami 7 kisiyle birlikte Las Vegas’a dogru yola ciktik.

Yol yaklasik uc bucuk saat suruyor. Gece oldugu icin yol boyunca cevrede pek birsey goremedim. Zaten colun ortasindan gecip gidiyoruz. Bir ara gokyuzune bakmak icin arabamizi bos bir araziye cekerek mola verdik. Colun sonsuz karanliginda yildizlar ve tabiki Samanyolu muhtesem gorunuyordu. Yola cikmadan once Vegas’in sicak olacagini soylemislerdi de bu kadar sicak olacagini dusunmemistim. Durdugumuz yer ruzgarliydi ve sanki biri dev bir sac kurutma makinesini ustumuze dogru tutuyordu. Burada 5-10 dakika oyalandik. Ben, gelen astronomik sorulari cevapladim. Herkesi astronomi konusunda aydinlattim ve yola devam ettik.

Birden bire colun bitmesi ve bol isikli yuksek binalarin baslamasi ile birlikte Las Vegas’a vardigini anliyorsun. Ana caddeye (Strip) vardigimizda trafik yogundu. Sokaklar kalabalik. Bu cadde uzerinde sagli sollu sira sira oteller bulunuyor. Ozellikle sehir temali oteller oldukca guzel. Ornegin “New York New York” otelinin sekli semali New York a ozgu ozellikler tasiyor. Otelin basinda dev bir Ozgurluk Heykeli var. Onun hemen yakininda  Paris Las Vegas Hotel var. Girisinde dev bir Eyfel Kulesi.

“New York New York” oteli. Otelin ortasindaki siyah hat guzel bir rollercoaster. Biliyorum bu iyi bir sey degil ama tabiki bindiremediler.

Paris Las Vegas Hotel

Otelimize vardik. Arkadaslar ufak bir dalavere hazirlamislar sagolsunlar. 4 kisi resepsiyona gittik. 8 kisi odada kaldik. Boylelikle daha az para odemis olduk. Odada 3 tane 2 kisilik yatak ve yine 2 kisilik cekyat vardi. Rahat rahat yetti herkese. Bu arada kaldigimiz otelin, oyle Las Vegas’daki diger oteller gibi sasali bir gorunumu yok. Fakat konumu gercekten cok iyi. Adi Jockey Club Vegas. Neden bu adi vermisler bilmiyorum ama duvarlar at resimleri ile doluydu. Bunun disinda ne at gordum ne de jokey.

Esyalarimizi birakip biraz dinlendikten sonra kendimizi disari attik. Sicaklik yuksek ama cok rahatsiz edici degil. Otelimizin hemen karsisindaki kumarhaneden basladik gezmeye. Iceride yuzlerce slot makinesi, poker masalari, baska oyunlar ve dans eden kizlar var. En son bundan yillar yillar once, ki o zamanlar Turkiye’de kumar oynamak ve oynatmak serbestti, Kusadasi’ndaki bir otelde gormustum kumarhane. O yuzden ortam pekte yabanci degil. Su dans eden kizlar disinda. Oyunlar hakkinda bir fikrim yok. Zaten bizden kimsede gidip oynamiyor. Bende sadece su slot makinelerini deneme heveslisiyim. Gozumun onunde, filmlerden kalma, kolu cevirmenle birlikte tum rakamlarin ayni geldigi ve makinenin bir suru bozuk para sactigi sahne var. Neden olmasin?

Guzel bir kumarhane. Hava acik, az bulutlu.

Kumarhanenin arka tarafinda bir tane bar var. Oraya gittik. Sonradan gordugum uzere bu tarz barlardan burada cokca var. Konsept soyle; Bu barlarda oturacak yer yok. Ickini aliyorsun ve ice ice dolasmaya devam ediyorsun. Bardaklar kalin plastikten yapilmis ve cesitli boylarda. En buyugu bildigin nagile boyunda ve surukleyerek bardagini dolastirman icin ucunda bir ip var. Bardagini, donmakla erimek arasinda kalmis cesitli meyve sularina karistirilmis votka ile doldurup iciyorsun. Herkes ickisini aldi. Ben daha insani olacagini dusunerek orta buyuklukte birseyler aldim ve dolasmaya devam ettik. Bu arada orta boy icecek 12 dolar. Ama sonra bardaginla gelirsen 2-3 dolar daha az odeyerek odullendiriliyorsun.

Kumarhaneler, oteller, barlar ve alisveris merkezlerinin hepsi icice. Bir kumarhaneden giriyorsun, bir alisveris merkezinden cikiyorsun. Bircogunun ic mimarisi de guzel. Mesela birinin tavanini gokyuzu gibi yapmislar. Yururken bulutlar hareket ediyormus gibi. Yerler ise islaklik efekti verilmis taslarla dosenmis. Sanki yeni yagmur yagmis gibi.

Girdigimiz bir kumarhanede sansimi denedim. Gectim slot makinesinin basina. Basladim oynamaya. Ama oyun kisa surdu. Bu makinede her hak 25 cent. Yani 1 dolara 4 kere oynayabiliyorsun. Burada yemyesil 2 dolarimi kaybettim.

Boyle dolasa dolasa saati uc yaptik. Sokaklar kalabalik. Heryer isil isil. Bazi arkadaslar yorgunluga ve ickiye daha fazla dayanamadi ve odamiza geri donduk. Biraz dinlendikten sonra hayatta kalan arkadaslarla yeniden disari ciktik. MGM Las Vegas adli otelin kumarhanesindeki bara oturduk. Biraz sonra ben guzel bir slot makinesi gozume kestirdim. Bu makinede en az 1 centlik oyun oynayabiliyorsun. Yani bir dolara yuz hakkin var. Birsey kazanilmayacagi kesinde yinede eglenceli. Ilk dolarim cabucak bitti ama digerini 6 dolar yapmayi basardim. Bununla yetinmeyip devam edince o 6 dolarda gitti zaten.

Saat 7 gibi MGM’den ayrildik. Gunes coktan dogmus, yeni bir gun baslamis. Sokaklar bos. Odamiza donduk. Yorgun ve uykusuz.

Ogleden sonra uyandim. Herkes yavas yavas ayilmaya calisiyordu. Dus aldim, hazirlandik. Hep birlikte Vegas’in  ilk kumarhanelerin kuruldugu yere gittik. Burasi ustu kapali bir sokak. Hediyelik esya dukkanlari, restaurantlar ve kumarhaneler var. Bizde biryerde yemek yiyip sokakta tur attik. Ardindan otele geri donduk. Biraz otelde oyalandiktan sonra gece gezmelerine ciktik yeniden. Bundan sonrasi bir onceki geceyle hemen hemen ayni gecti. Sadece mekanlar farkliydi.

En begendigim otel ve alisveris merkezi; Caesars Palace Las Vegas Hotel & Shopping. Oldukca buyuk ve guzel bir alisveris merkezi var.

Caesars Palace Las Vegas Forum. Bazi bolumlerde degisik temalarda heykeller var. Arasira bu heykeller canlanip dile geliyor ve guzel bir gosteri ortaya cikiyor. Cok sallanmadan cekmeye calistim.

Ikinci gun ogleden sonra gittik buraya. Burasi ilk Las Vegas kumarhanelerinin kuruldugu yer. Hediyelik esya dukkanlari, kafeler, restaurantlar ve muzeler bulunuyor.

Vegas’da hersey turizm odakli ve misafirlerin guzel vakit gecirmesi icin hersey dusunulmus. Sehrin ortasindaki havuzda gerceklestirilen su dansi gosterisi de bunlardan biri. Suyun pesinden kostugum hareketli bir kayit olmus ama yinede bir fikir veriyor sanirim. 

06 Temmuz, 2009

Pastasiz Dogum Gunu, Bayraksiz Bagimsizlik Gunu Kutlamalarina Katildim

Gectigimiz haftalarda Brazilya’dan biri mail atmis ve yakinda benimle ayni sirkette calismaya baslayacagini, kendisine ev arkadasi olup olamayacagimi sormustu. Bende o siralar yeni tasinmistim ve Albert'in diger odalari kiralamak icin ilanini guncelledigini biliyordum. Durumu anlattim. Aradan bir hafta gectikten sonra Albert ile ev konusunda anlastilar ve gectigimiz pazartesi Alaini bize tasindi. Sali gununden beri de Alaini ile beraber ise gidip geliyoruz. Is demisken, yavas yavas bana da onemli isler vermeye basladilar. Su an yapmam gereken is biraz agir aslinda. Ama sistemi ogrenmem icin iyi bir alistirma olacak.

Cuma gunu Turkiye'den bir ziyaretcim geldi. Onunla da ayni sirkette calisacagiz ancak ayni yerde degil. Oturup biraz sohbet ettik. Daha once Amerika'ya Work And Travel programi ile 2 kez gelmis. O yuzden gayet tecrubeli gordum kendisini. Daha cok sirket hakkinda bilgi aldi benden. Bende ona Amerika hakkinda sorular sordum. Bu eyalette ehliyet sinavina Turkce girebilecegimi ogrendim mesela. Boyle 1 saat kadar konustuk. Daha sonra o, San Diago'ya dogru yola cikti.

Bu haftasonu iki onemli etkinlik vardi. Bunlardan ilki Maria Anna'nin dogum gunu, digeri ise Bagimsizlik Gunu kutlamalari. Haftaicinde, Maria Anna'ya hediye almak icin, Alaini ile iki kez Ontario Mills'e gittik. Sadece hediye almakla kalmayip kendime yeni bir cep telefonu hatti aldim. T-Mobile adli GSM operatorunden konturlu bir hat. 10 dakikalik hediye konturde vermisler sagolsunlar. Ben bununla uzun sure idare ederim derken aci gercekle karsilastim. Burada telefon konusmalarinin tumu toplam dakikaya yansiyor. Yani arasanda, aransanda, mesaj atsanda, mesaj alsanda konturun dusuyor. Kisa surede 10 dakika bitti. Tabi bunda Skype’dan araninca dusmez seklindeki dusuncemiz etkili oldu. Hayatimin en kisa on dakikasiydi.

Neyse gelelim cuma aksamina. Cuma gunu is cikisi eve gittik. Hazirlandik ve Maria Anna’nin dogum gununu kutlamak icin Hollywood’a dogru yola ciktik. Yol yaklasik yarim saat surdu. Ana caddede biraz trafikte oyalandik. Bende etrafa bakma firsati buldum. Cadde uzerinde barlar, gece kulupleri var ve hepsinin onunde uzun kuyruklar. Bizim gidecegimiz ise King King adinda bir yer. Deep House tarzi muzik caliyor. Arabimizi 25$ karsiliginda otoparka emanet ettik. King King de zaten otoparkin onundeymis. Iceri girdik. Buradaki barlarin tumunun girisinde kimlik soruyorlar. Bende kimlik yok tabi. Pasaportumu gosterdim. Dev guvenlik gorevlisi nereden geldigimi sordu. “Turkey” dedim. O da “Ben biliyor Turkce, iyigeceler” dedi ve iceri buyur etti. Boylelikle bara sanli bir giris yapmis oldum.

Icerisi genis, ferah bir mekan. Hatta fazla ferah. Sanki birsey eksik gibi. Kendi kendime acaba ne eksik diye dusunurken ne oldugunu buldum: Sigara dumani. Alismam vakit aldi. 7 kisiydik. Ictik, dans ettik, eglendik. Saat 2’ye dogru bir anons yapildi:  “Last call for alcohol.”  Boylesini de ilk kez goruyorum. Saat 2’de bar kapanir mi? Neyse son biramizi aldik. Onu da tam bitiremedim. Cunku biri gelip elindeki cop kovasini gostererek “finish now” diye buyurdu. Bende mecburen ici yarim dolu siseyi atmak zorunda kaldim. Saat 4’e kadar muzik devam etti. Bizde bu saatlerde ayrildik.

Yeni tanistigim insanlar dogum gunumu sorup hemen ajandalarina kaydediyorlardi. Inanilmaz heyecanlaniyorlardi. Bende diyorum ne olacak acaba dogum gunumde bu kadar heyecanlanacak. Endiseleniyordum.  Bu saat oldu hala Maria Anna’nin pastasindan haber yok. Sordum sorusturdum. Megersem pasta kesilmiyormus, mumlar uflenmiyormus. O kadar da endiselenecek birsey yok yani. Ben, birazda kendi dogum gunumu dusunerek, pastasiz dogum gunu olmaz diye israr ettim ve haftaicinde pasta almaya karar verdik.

Ertesi gun 1’e dogru uyandim 4 Temmuz Bagimsizlik Gunu’ne. Bugun tatil. Etrafta bugune ait herhangi bir susleme, kutlama yok. Siradan bir gunden farksiz. Bizim de planimiz Maria Anna’nin erkek kardesinin evine gitmek. Albert, Christopher, ben ve Alaini atladik arabaya, doguya, San Bernardino’ya dogru yola ciktik. Yarim saatlik bir yolculuktan sonra eve vardik. Guzel bir ev. Havuzu da var. Evdekilerle tanistik. Sohbet ettik, yemek yedik. Isteyen havuza girdi. Kisacasi Bagimsizlik Gunu’nu, bir havuz partisiyle kutlamis olduk. Gec bir saatte eve donduk.